Perşembe, Temmuz 24, 2008
Posted by Mine
Tam 18 gündür yazmamişim.. böwww.. bu blog bir alişkanlik.. ve ben alişkanliklarımı yavaş yavaş bırkatıgımı görüyorum şuaralar.. teker teker hepsini bırakıyorum farkında olmadan.. ve yerine yenileirni de koymuyorum ama.. böyle bazen boş vakit geçiriyorum bomboş ama.. aa hakkımı yemeyeyim.. cnin tabiriye küçük avrat oldum ben.. >) annem gitti gideli evin avradı ben oldum.. evet annem gitti.. tatile :)) evet ben kaldim.. :D küçük avrat oldum ben.. ben de kendimden beklemezdim evet.. hele ki karnıyarık filan hiç beklemezdim.. sabah kalkıp kahvaltıya börek yapacagim mi hiç düşünmezdim.. içimdeki ev kadınlıgı fışkırdı bir anda.. mevzu şu ki anacim annem anneannemi de aldi tatile gitti. ben proje yapan cn'ım yalniz kalmasin dedim benle kalsin dedim ve kaldim. ailenin bütün ana ve bbları tatilde oldugu için yalnizlıga terk edilen diger kuzenleri de bize çagırdım.. ama evdeki herkes iş-güç peşinde koşunca bana küçük avratlık düştü.. ömrümce en fazla 3-5 kez yemek yapmiş ben yemek yapmaya başladim.. ve iyi de yapiyormuşum he.. cansu ana.. >) ama en fenası neydi biliyormusunuz canlar.. bulaşik makinesi bozuldu.. (aaaaaa!) evet :( hem de bi sabah uyanıp mutfaga gittigimde tüm mutfagı su götürüyordu..bulaşık makinesi gece tüm mutfaga işemiş.. saatlerce ugraştım ve ertesi günler saatlerimi bulaşik yıkamaya ayırdım.. bu etkinlikte beni yalniz bırakmayan ecaya özlemissinge sünger boba ve pril limona sevgileirmi yolluyorum.. servisi aradıgımda kullanici hatası olabilri dedi.. zaten 2 saat mutfagı temizlemekle ugraşan ben delirip "nasıl kullanici hatası.. yok bulaşik makinesini yere filan düşürmedik hanımefendi"diyebildim.. dün takıldı.. akşam yemekten sonra bulaşikları yerleştırırken hani evde bulaşik makinesi olmayan sonra beyi ona makine alan kadınlar vardır ya.. onlar gibi sevdinim bir an.. çok güldüm halime..

Bu da makinenin bozuldugundaki hali.. evet hepsini çıkarıp yıkadim.. allahımm.. o maiknenin bulaşiktan kokusu yok mudur.. hele o çatal bıçaklarrr.. igrençti..uzaktaki bu 18 günün 7sini anneannemle geçirdim.. geceleri çoook zor uyudum.. (niyee?) çünkü anam babm manzara şuydu..

bulaşikları elde yıkadim yıllık 200 ytl zarar ettim.. hep sudan hem enerjiden kaybettim.blogspot.com

Resimde ne görüyorsunuz.. (sevdigim replikler no768) yastık ve pike olamayacagine göre evet saat.. ben gece kol saatindne bile uyuyamayan bir piskopat.. böyle bir odada uyudum..
saat ve anneanne diyince aklima ne geldi ne geldi.. >)
size bir sır vereyim mi.. >) ama söz verin anneanneme söylemeyeceksiniz (?)

Ben senenin 4 dönemi anneannemde kalırdim.. cn ist. dışında okuyordu ve vize-final dönemlerinde annem cn'ın yanına gidiyordu.. ben de anneannemde kaliyordum o dönemler.. (bu dört dönem hep 4 mevsime denk gelirdi evet.. annanemle yılın 4 mevsimini yaşarsınız) birbiri
mize bakiyorduk.. ama ben optio kadar olmasa da bir sınırsız ruh.. efendim eve erken gelme alişkanligi olmayan insan.. evde kalırrken girişimi 12ye kadar yapma mecburiyetim var.. yoksa balkabagı oluyorum.. annem almiyor eve >( ama anneanne çokk üzülür geç kaldigimda hop oturur hop kalkar.. çok zorluyordum kendimi.. neyse efendim ekim sonunda saatler 1 saat geri alinir.. 1. dünya savaşinda bulmuşlar bunu.. savaşin tek yararlı buluşu bu olmuş bence.. neyse bak yine karışıyor.. işte ben o saati hiç ileri almazdim.. biri (genellikle teyzelerim olurdu bu cici insnalar) gelip o saati bir saat ileri almadikça 1 saat daha avantajım olurdu zirra.. evet kabul çok piss bir insanim.. ama kimseye zararım yok :)

Annenannemde kalırken bir süre ona zifiri karanlik çaylar koydum.. döküp yenisini açik koydum.. tam aliştim eve döndüm.. bu sefer etrafımdaki herkese açik çay koymaya başladim.. bu kadar hızlı degişimlere uyum saglayamıyormuşum meğer..

sen gititn gideli bebek diye bir bölüm açacagim annem için.. ama yarın sabah geliyor.. :) yarın son küçük avratlıgımı yapip yeniden evin küçük kızı olacağim.. süper marionun kaplumbaga neyime çarpıp mini olması gibi..

annem yokken en küçük kuzenim judas konseri için
tatilden döndü bir dönemligine.. tabi ki kuzenler kampina aldik onu da.. konsere gidecegi tayfasıyla taksimde buluşacakmiş.. iyi snei bırakı ordan biz de takılırız dedik.. bizim coocuk arkadaşlarını görünce koşa koşa gitti yanlarına.. biz de arkadan agır taşit misali seyrederken amirimi gördük.. evet blogdan uzakken blogla ilgili tek yakınlıgım ashkarla rastlaşmam, bir de kahvaltıda optiom ve delinameye ev sahipligi yapmamdi :) amirimi ikna edip onu bizim onnunun yanına işletsin diye yolladık.. amirim fena sıkıştırmış.. -ne yapiyorsun sen burda..-nereye gidiyorsun +konsere -ne konseri + judas priest -neden iron maiden yazıyor t-shirtünde +bulamadım gibi konuşmalar.. bizim kurbaga çok korkmuş ama :D pek tatsız yakaladıgım ashkara da biraz eglence oldu.. umarım iysindir ashhh >)


özgürlük meydaninda bir karadelik..
yalnız judas konserine giderken iron tshirtü giymek de demet akalin konserine giderken serdar ortaç tshirtü giymek gibi.. degil mi.. alla alla >(

dün (hatta ondan önceki gün) yemekten sonra herkes sızdı.. yok pek begenerek yemişleridi yemekleri ama uyandıklarında "ne koydun sen bu yemege" diye bırrrladılar..
annemin kankası svmko evdeki tadilat nedeniyle akşamları bizde başimizin üzerinde yerinde.. bir de bunlardan bir tande de içerde uyuyan özlemissing var.. o direk odasına geçip uyumuş okadar yani.. :D

Biz de ecayla tavla (bırakmadıgım alişkanligim) oynayalim dedik

ama uyandırmamak için zarı haliya attık da attık.. hiç böyle tavla oynanamiştim..





bu da bu akşam saat 11 suları.. günün en şirin yüzleri.. hep akşam görüyorum bu yavruları.. ama bu sefer gözlerini açmişlar.. :) sesimizi duyunca manyadılar.. :D

daha yazmiyim di mi.. :) ayip artık.

nottirik: bu arada yaz logosu nasil şişkolar.. minenin karpuzla başka maceraları da var.. zamanla yayınlayacağım.. burada yokken yapmiştim.. zamna olmamişti eklemeye.. ama aklım burdaydı :)

nottirik cover: yalniz ev hanimligi ne kadar zor bir şeymiş.. iyi ki okumuşum dedim.. ileride de eve haftada 1-2 hanım alırım diyordum.. artık alacagım diyorum.. kesin net çizgilerle.. allahım neydi bu.. ev kadınları kutsal varlıklar.. allah onları korusun ya da kutsasin.. siz de kutlayın leynnn >(

Etiketler:

 
Pazar, Temmuz 06, 2008
Posted by Mine






bu şarkı istanbuldaki mineden almaynadaki arkadaşi ayçiye gidiyor.. kimse yolundan çeviremez..


buzdağının görünen yüzü


görünmeyen yüzü



ve aile içi dayaniş-ma-sız-lık


taht kavgalarına sahne olan bu evde bir dakika daha duramam.. >( pılımı pırtımı topladım bir süre anneannemin kızı olacagim.. bilgilerinize sunar gereginin yapilmasini arz ederim.

aslında yazmak istedigim bir kaç konu vardı ama belki arada eve geldigimde yazarim :) baş başin

Etiketler:

 
Cumartesi, Temmuz 05, 2008
Posted by Mine
Merhaba canlar.. nasilsiniz bakalim.. çok sıcak di mi.. barajlardaki sular da azalmiş diyorlar.. ahh ne güzel havadan sudan bahsediyorum di mi.. :)

Yaz geldi hepimiz farkındayız..
Ama yazın geldiğini yanyana yazılan sonuna da Santigrat eklenen birkaç rakamdan mi ögreneceğiz (nerde bizim güzelim adetlerimiz gelenek göreneklerimiz.. kabul etmiyorum.. bir kere karpuz kabuğu suya düştümü yaz gelmiş demektir.. efendime söyleyeyim bu bağlamda karpuzun girmediği eve yaz gelmemiş demektir......) derseniz benim gibi düşünüyorsunuz demektir.. nedenlerle değil sonuçlardan anlaşilir zaten olaylar değil mi.. (evetttt) deprem olur neden sismik enerji boşalır falan filan.. sonucu nedir sallanırsın.. yanı sonuçtur bizi yaşama baglayan.. şimdi deme bana "dünya döndü de güneşle pişti oldular da birbirlerine içledi kaynadı da hava ısındı oyüzden yaz geldi".. ee bu sonuç mantıgı nasil oluyor? dersen acanim, mesela benim yazın gelmesini belirleyen 5 kehanetim şudur..

1) Kış ayı boyunca gün boyunca hiç bardak su içen ben bir anda kendimi bakkaldan su alırken bulurum.
(başima güneş mi geçti napiyorum b
en? diye sorarsın kendine.. cevabin evetse bir bardak daha içersin..)

2) Yollarda ve hatta otobüslerde su satan abiler amcalar belirir..
suculuk diye bir meslek türer yazları.

geçen otobüste yine almiş başimi gidiyorum..(ben nereye o oraya.. bizde böyle) Otobüsün kolidorundan birbuçuk litrelik bir su şişesi yuvarlanarak şöföre doğru gitti.. dedim hakkaten yaz gelmiş insanlar nerdeyse yanlarında dabacanayla dolaşacaklar.. yarın bir gün otobüs kolidorunda yuvarlanan karpuz görürsem şaşirmam :)

3) Sokakta parkta agaç dilerinde kendinden geçmiş, sere serpe uzanmiş uyuyan köpecikler kedicikler belirir..

4) Serdar ortaç albüm yapar >)
Radyolarda cıvıl cıvıl şarkılar çalar..

5)ve sonuncusu.. hava durumunda barajların doluluk oranları gösterilir.. :)


BONUS TRACK: insanın vapurda giderken kendini denize atası gelir..
Ama ben bu poza bayılıyorum ama
en sevdigim pozdur bu barajı gösteren adam pozu..


-"bana bakma baraja bak.. bak orda işte.. biz buna baraj deriz hey yavrum heyy.. suya gel.. len baksana baraja.. bak hala bana bakıyor.. aa kuş degil mi o barajdaki.. valla kuş.. bak bak kaçirma.."
-"elimde degil dayanamiyorum amca.. sana bakasım geliyor.."
-"kim giydirdi lan bana bu süveteri"
-"bakma bana öyle.."

faydasız.. yazıyı okuyorum yine sana bakıyorum..


ve maç bitti.



uzatmalarve burda da baraj ayısını görüyorsunuz.. bu ayıcık geçen yaza kadar çok mutluydu.. kendince bir buzulu bile vardı..
ama ömerli barajında çok mutlu yazlar geçiren bu ayıcık şimdi çok mutsuz.. kahrolsun küresel ısınma, su tabancaları ve bilinçsiz istanbul halkı..


Tamam leynn bitti dedik.
oyna oyna nereye kadar.. sanki dünyayı kurtaracaksınız anasını satiyim..
top nerde.. kaptan topu getir bana..
göbegimle bir vururum uçarsınız ha


Etiketler: ,

 
Pazar, Haziran 29, 2008
Posted by Mine
Evde duramiyorum şuaralar.. anneannem çok sık rahatsızlanıyor.. tansiyonu yoyo gibi bir yükselip bir düşüyor.. bir başi dönüyor bir gözünü açamiyor. Gece bir telefonla anneanneme taşiniyoruz.. Bir de saçma laflar ediyor ki iyice canımız sıkılıyor.. dün gece cn anneannemin yanında kalıyordu. gece telefon çaldı.. anneannem fenaymiş. hazırlanırken annem "annem de sona yaklaşıyor herhalde" dedi.. daha bir fena oldum. kızdım anneme de ama bir şey de diyemedim.. toz bile kondurmazken böyle kötü şeyleri yakıştıramıyor insan.. konduramiyor.. allah korusun onu.. canım benim.. bak yine kötü oluyorum..

Neyse efendim içinizi karartmiyim sizin de.
ben de zaten zorakiyetten.. zaruretten yazıyorum..
blogger mesaj atmiş 3 gün içinde sayfamiza post girmezsem hattımı kapatacaklarmışmış kayıkçı.. geldim yazıyorum işte naparsın.


Dikkatimi çekti sigara yasaklandıktan sonra kapali alanlarda sigara içmenin cezasi indirildir.. artık kapali alanda sigara içmek çok daha ucuzz.. hem de neredeyse 9da 1 fiyatına. yani 1 sigara parasına artık 9 sigara içebilirsiniz.. görülmedik şey.. kapatıyoruz gelvatandaş gel.. market kampanyası gibi şu hale bak.. :) hem yasaklanıyor hem de ceza azaltılıyor cazip hale getiriliyor.. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.. ya da bu bir "yarım elma gönül alma" politikası mıdır.. nedir.. öyleyse alma kardeşim alma.. elmayla kalbbimi alma.. yok böyle bir şey :D

böyleydi..
böyle oldu..
geçen (hafta) optio sevenleri olarak optionun etrafında buluştuk.. gün boyunca optio nereye giderse oraya gittik.. uzun süre bir yerde oturup muhabbet ettigimi hatırlarım ama bu son zamanlardaki rekorumdu.. 8 saat. :D kehkeh kihkih günü geçirdik.. günün sonunda Optio'nun kayhanin DeliName'nin arabasını kaçridigi otoparkın tabelası dikkatimi çekti.. Yarım Otobüs nedir? bileniniz var mi.. ben çok merak ettim de.. bilip de söylemiyorsanız aranızda böyle gıccık insnaları barındırıyorsanız çok gücenirim.. nedir yani yarım otobüs?
hem siz adam mi kandiriyorsunuz.. tam 10ytl yarım 8 ytl.. tamam ulen tamam sar bir tam zaten anca doyarım.. >) ıykk..

Bir de bir de.. TNT diye bir kanal var.. adını ne zaman telafuz etsem aklima DDT gelen kanal.. yakın zaman içinde gökten zembille indi.. türksat 2a uydusu 23derece'ye doğru 16585675875544 frekansında şuanda gösteriliyor. bayılırım bu frekanslara.. neyse efendim yine laf lafi açiyor görüyorsunuz değil mi.. benim bir suçum yok..

Duyduk duymadık kalmadı artık.. öğrendik hepimiz.. TNT cepte.. şimdi gel gelelim konumuza..

bu TNT amcalar karar almişlar temmuzda Julia Roberts kuşağı koyalım demişler.. ama bu kuşak beyaz kuşaktan öteye geçememiş maalesef zirra her hafta (sali 21:45) sadece bir film var..
Diger taraftan.. kuşak dedigin uzun olur bir kere.. bu olsa olsa julia roberts mendili filan olur.. ama gel anlat..

Bir de TNT'yi izliyor musunuz bilmem canlar.. ben arada izliyorum..
canım film izlemek istediğinde öğle saatinde bile film bulabiliyorum zirra.. ama beni geren derdim o degil..
şu ki..
Açin annem bir TNTyi.. 556547664544163 frekansini.. açtın mı annem.. heh koyulun şimdi dinlemeye.. umarım bir film oynuyordur..
eğer siz de benim yaşadigim gibi gereksiz olsa da herşeye istem dışı gereginden fazla dikkat etme diye de adlandirdigimiz sapkin kişiliklerden biriyseniz hemen farkedeceksiniz. TNT dublajlarında ortam seslerini çok komik.. mesela geçen bir film izliyorum.. evleniyor bir abimizle bir ablamiz.. gelinlik damatlık böyle herkes çok mutlu filan.. abimiz imzayı atıyor ablamiza geliyorsıra o da atıyor.. ordan bir ortam dublörü amca bagırıyor AYAGINA BAS.. kızımız abimizin ayafına basıyor ki abimizin yüzü ekşiyor.. dublor amcamiz yine bagırıyor.. ÖPPP.. ablamiz abimize önce yer gibi bakıyor sonra yiyor..
ardından pasta geliyor.. ortam dublörü abimiz yine bağırıyor bagırıyor.. PASTA GELDİ.. ÇOK ACIKMIŞTIM.. çocuklar
fırlıyor sonra sahneye, ortam abimiz : ÇOCUKLAR KOŞMAYIN ORTADA.. hemen 2 saniye sonra: ÇOK YAKIŞTILAR BİRBİRLERİNE DEGİL Mİ.. gerçek hayata uyarlayın bu durumu.. bir insan bir dügünde bagırarak bukadar boş konuşabilir mi.. :) ben ekranın karşisinda önce dumur oluyorum ama çabuk atlatıp gülüyorum.. ortamda kuş sesleri vardi bir de.. bir elinde bin marifet ortam abimiz konuşurken kuş sesi de çıkarabiliyor muydu acaba o kuşlar ortam abisimiydi.. merak ettim >)

Geçen başka bir filmde restoranda bir sahnede.. bu sefer ortam dublorü bir ablamiz garsona sesleniyor önce.. sonra bir bardak su istiyor.. ne hikmetse garson elinde suyla geziyordu herhalde ki ortam ablamiz hemen teşekkür ediyor.. 2 saniye sonra bir şişe şarap söylüyor.. yine teşekkür ediyor..
restoran sahnesi diye sürekli birileri sipariş mi vermek zorunda yani.. hakkaten komik.. izleyin :D

bu da son kampanyamız..
sigarayı bırakan bir insan olarak kapali alanlarda (buna vapurlar, statlar, hastane pastane bahçeleri de giriyor) sigara içmeme kampanyasına hem katılıyor hm katılmıyorum.. katılıyorum evet kapali alanlarda sigara içilmesin. katılmıyorum, kapali alanlarda sigara odaları yapılsın.. insanlar kapali alanlarda da sigara içebilsinler.. bu http://... / kapalı alanını sigaraya açik alan ilan ediyorum.. için anacım.. duman altı yapin göz gözü görmesin..elimdne bu kadar geliyor..


ama bir kampanya düzenlenebilir aslında.. "her kapali alana o alanin büyüklüğüyle (doğru;) orantili bir sigara odası yapılsın" mantıgıyla.. ne biliyim facebookta grup, blogda alan kurulabilir.. daha ileri gidilip dava açilabilir, haklar savunulabilir.. bu da bir haktır sonuçta..


Yaz sezonu başladı.. artık sık sık az az yazacagım blogumun formunu dengede tutacagim canlar.. bir oturuşta böyle çok yazınca şişiriyor.. bak şişti blog..
baş başin

bir de
AYÇİYİ GETİRİN YOKSA SİBELCAN DİYETİ YAPARIM.. >(

 
Cuma, Haziran 27, 2008
Posted by Mine









cc- Naptin bugün?

oo- bütün gün yüzdüm çok yoruldum.

cc- aayayahhhh.. ne diyorsun sennnn >((

oo- yok yok tamam tüm gün temizlik yaptim canım çıktı.

cc- şimdi napiyorsun?

oo- balkondayiz anneannemle.

cc- balkonda da çamaşir yıkıyorsunuz di mi..

oo- aynen.


optiocanla günlük ana haber bültenimizi yaparken çıkan bir dialog.


bitirme tezimi yarın sabah teslim etmeliyim.. bitti gibi.. ama az kalan yerleri de yapmaya bende inanilmaz bir isteksizlik var.. dur bakiyim saat kaç olmuş.. çok şahane üç sıfır sıfır. üçyüz. şu yukarıdaki de transkriptimin son dönemzadeleri.. en kolay dersten de en zor dersten de cb ile geçmek.. adımın ve soyadımın baş harflerinin birleşimini oluşturan bu not kendimi çok ortalama hissetmeme neden oluyor. açıklanmayan notlardan biri AA'larken digerinden berbat final notumu görmekle (bilmediğim merak da etmediğim bir nedenden dolayı o anda çok sinirli olan) hocanın odasina dalmam bir oldu.. ayni zamanda danışmanim olan hocama tek ders sinavi dilekçesi işini sorarak tek derse kaldim zaten başak canım yok imajı çizdim.. anlamayacak kadar aptal degildi.. nitekim anladi. ne tekdersin? şu.
...
dilekçe işini yarın sabaha bırakalim belki ihtiyacin kalmaz.
ben dumur. çok güzel bir dumur ama..
oldu hocam ben kalkiyim ozmnnn..

sabahi böyle bir hissiyatla beklerken tezi bitirmeye çalişmak?? igrenç.
ve saat 308..



trouble is my middle name but in the end i'm not too bad ;)


keşke tüm editler bu kadar güzel olsa.blogspot.com

bitti :) -diyip böyle de gülemiyorum maalesef daha tez sunumum var >(

Etiketler:

 
Cumartesi, Haziran 21, 2008
Posted by Mine
Böyle uzun süre yazmayınca insan ee açtım ne yazacağını şimdi diyor.. böyle ev kadınlarının bu akşam yemege ne yapsam demesi gibi.. şöyle diyim ki....
Fevkalade yogun bir dönemdeyim acanlarım bu aralar.. 4-4lük bir sinir harbi.. sınırlarınızı zorlayacak bir gerilim.. mesela dolgum düştü bak.. 2 hafta oluyor.. 2 haftadır 2 kez randevu aldim 2 kez de ertelemek zorunda kaldim.. dün önceki postlardan da tanıdıgınız sevdiginiz dişçim ömer amca aradı.. cnsu gel artık, tatille gidiyorum bak beni bulamazsın dedi.. sabahın köründe uyandım gittim.. açtim agzımı yumdum gözümü.. hatta daha gözlerimi açamadan agzımı açtim.. canım acımasa uyurdum o koltukta kesin.. :) ya bence (opsiyonel kısıma hoşgeldiniz) otobüslerde gönüllü ve sivil diş hekimleri bulunsa.. maddi ve manevi korkulardan dişçiye gidemeyen ama gözünü yumunca agzı açilan güzel yurdumun güzel insanini oracıkta tedavi etse.. belediyenin böyle bir hizmeti olsa.. ne var alla alla.. italyada devlet her bireyin özel dişçi masraflarını karşiliyor.. herkese tabak gibi porselen diş yaptiriyor.. bizim ne eksigimiz var.. biz de euro 2008e girdik.. bak italyanlar yarı finale yükseldi mi.. hani.. nedir bu garip edebiyatı.. niyedir yani bu kendini küçük görmeler.. anlayamiyorum..
otobüs burda dogal narkoz oluyor.. beşik gibi işte.. neyse bu saçmalamaya son verip devam ediyorum.. (opsiyonel kısım bitti gülegüle)

ahh ahh ordan çıktım tee gebzeye gittim..
bundan 15 yıl önce annem mahallenin sınrılarını geçmeee diye haykırıken şimdi istanbul sınırlarını zorluyorum..

boşver beni de bakam sen
arda mi hamit mi? :D
tek mi çift m
i gibi bir şey oldu bu.. yalniz (bunca senedir) farkettiniz mi bilmem Rüştü'nün ayagı çok yamuk.. allahtan kaleci.. :) Hani mahallenin veletlerinin top oynar da tekmelenmekten bıkan top senin önüne kaçar da (ama sen ortamin heyecanına kapılır topun sana sıgındıgını anlamazsın topa bir tekme de sen atarsın) da top çaprazlamasına uçar gider ya.. (şahane bir cümle oldu evet.. bak nasil baglayacagim ama şimdi..) Rüştü de aynen öyle.. ben vurunca mahallenin veletlerinin bana pis pis bakması gibi bakiyorum ben de televizyondaki Rüştüye >) (rüştünün kız kardeşi.. off..)

Bu arada mezun oldum gibi gibi.. notlar teker teker açıklaniyor.. (çok delikanlilar ya.. ööoff bu çok kötüydü.. bir öncekinden de kötüydü.. ) tek derdim tez artık.. nitekim yazmaktayım.. odamın kapısı.. bundan çogaltim cama pencereye köşedeki bakkala asacağım..


Bu da ilk (ve tek) iş başvurum.. çok duygulandin di mii.. yaa büyüdüm işte ben annem işlere de başvuruyorum.. seçim zamanında millet vekili aday adayları türerdi ya böyle göbekli amcalar.. onlar gibiyim ben de.. yönetici aday adayı..
umarım ki
barca reddetmezler beni..

Bir de son zamanlarda televizyonlarda oynayan* (çok sevdiğim replikler no:1) bir reklam filmi var görmüşsünüzdür canlar..

et % 100 türk eti
ekmek % 100 türk ekmeği
kaymak % 100 türk kaymağı

ama ekmeğe kaymağı sürüp ham yapan % 100 yabancı..

bir de bundan reklam yapiyorlar.. ha-hayy sizi sizi enayiler diyorlar.. ihtiyacınız olan her şeyiniz var bir hamburger yapamiyorsunuz beceriksizler diyorlar.. ama kimse duymuyor..
okurken dayanamayıp edit yapar mine:: hakkaten mallık bu bizimkisi.. alındıysan afedersin cnm bnm.. ama alınman güzel bir şey.. ;)



"Çok güzel hareketler bunlar" diye de bir program başladı.. bildin mi canım.. ne zaman maç olsa bu program da oynuyor*.. maçta hiç güzel hareketler göremeyince ben çok güzel hareketlere zaplıyorum.. neyse efendim bu programda bir amcamiz var..çok amcamiz var da adı ERSİN KORKUT olan bir amcamiz var.. bence bu amcamiz gelecegin CEM YILMAZı.. büyük konuştum di mi.. ıykk >) tamam ersin iyi oyuncu güzel(?) oyuncu ama biraz da her şeyi herkesi abartma huyumuz var milletçe, kabul edelim.. mesela cem yılmazı bazen izlerken hiç gülemiyorum ben.. ama yanımdakiler yıkılıyor.. cem yılmaz komik degil mi.. hayır baya baya komik ama hep komik degil.. her yaptigi komik degil.. ersin de öyle oldu.. insnalar ersin bir şey yapmasa da gülüyor.. bu durum bana antipatik geliyor.. ama kim s.. beni di mi :) (sallar canım sallar.. terbiyeli ol azcık)


en güzeli de optiom döndü istanbula.. unuttunuz mu siz optiomu.. optio unutulur mu.. dün görüştük.. berbat haldeydim ama ben optiomdan utanmam çekinmem ki :D ama yine de berbattim :D

neyse efendim ben yine gelecegm yeni konular ve yeni konuklarla tekrar görüşmek dilegiyle baş başin



Etiketler: ,